İçeriğe geç

Eskişehir Gezi Rehberi

Büyükşehirlerde aradığı Avrupai yaşamı Eskişehir'de bulanların izini takip ediyoruz.

Yayınlanma:

Traveland blog · Seyahat reh­beri

Eskişehir Gezi Rehberi

3 dk okuma2018Blog

Anadolunun Avrupalısı: ESKİŞEHİR

Eskişehir Gezi Rehberi

Büyükşehirlerde ara­dığı Avrupai yaşamı Eskişehir'de bulan­la­rın izini takip edi­yo­ruz. Eskişehir uzun zaman­dır bir öğrenci şeh­rin­den faz­lası ama öğren­ci­le­rin bu yük­se­liş­teki payı aşi­kar. Her yere bisik­letle gidi­le­bi­len güzel mem­le­ket Eskişerhir'i Konuşacağız.

İzmir, İstanbul gibi met­ro­pol­lerde yaşar­ken “daha şehirli” bir hayat için tası tarağı top­la­yıp Eskişehir’e yer­le­şen arka­daş­la­rı­mı­zın ardın­dan şaş­kın­lıkla baka­kal­mış­tık. Üstelik biri modem dansçı, diğeri mimardı. Eskişehir, hari­ta­dan bak­tı­ğı­nızda düm­düz bir ovaya kurul­muş, hava­li­manı bile pek kul­la­nıl­ma­yan bir şehirdi. Daralınca ken­dini deniz kena­rına atmaya, sos­yal haya­tını etkin­lik­ler, mekan­larla dol­dur­maya alış­mış biz­leri, nasıl İzmir ve İstanbul’dan kopa­ra­cak kadar cazip ola­bi­li­yordu?

Pendik’ten kal­kan hızlı treni yaka­la­ya­bil­mek için ömrü­mü­zün bir­kaç saa­tini tra­fikte feda ettik­ten sonra niha­yet ken­di­mizi soluk soluğa trene attık. İstanbul pen­ce­re­mizde ufaldı, ufaldı, der­ken cama yapı­şan toz tane­le­rine karıştı. İki buçuk saat sonra homur­da­nan ejderha sustu, kapı­lar açıldı. Eskişehir’in en yeni trans­feri arka­da­şı­mız Filiz bisik­leti, koca­man gülüşü ve soğuk­tan kızar­mış bur­nuyla kar­şı­mızda duru­yordu: “Elinizdekileri atıp çıka­lım. Yapacak çok şey var!" Tam tak­siye yel­te­ne­cek­tim “Gar zaten şeh­rin mer­ke­zinde. Buradan her yer yalan" dedi. O bisik­le­tini, biz vali­zi­mizi yürü­te­rek koyul­duk yola. Biraz kahve biraz soh­bet için Hey Joe’ya otur­duk. Hey Joe Eskişehir’in en yeni üçüncü nesil kah­ve­ci­le­rin­den. Önündeki bisik­let parkı, vit­ri­nin arka­sında kııy­rıık sal­la­yan Golden Retriever’ı ve tasa­rı­mıyla Berlin kafe­le­rini çağ­rış­tı­rı­yor. Sahipleri de gez­gin. Ortaklarından Esra bisik­letle her kıtada gez­dik­ten sonra burada yer­le­şik hayata geç­meye karar ver­miş bir İzmirli.

Filiz ödüllü bir dansçı. “Her açı­dan,
İstanbul’dakin­den daha iyi­yim” diyor. Eskişehirliler meğer pek bir sanat­se­ver­miş; her yıl ger­çek­le­şen opera ve bale fes­ti­vali hınca hınç dolar­mış, !f İstanbul’un burada bir ayağı var­mış, şeh­rin dört bir yanı hey­kel­lerle süs­lüy­müş... Heyecanla anla­tı­yor ama zaman dar. Yarım kalan muhab­be­ti­mizi ve tabakta bırak­maya kıya­ma­dı­ğı­mız, mavi haş­haşlı pol­nisc­her mohn­kuc­hen’imizi yanı­mıza alıp düşü­yo­ruz yola.

Odunpazarı, Eskişehir'in UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne gir­miş tarihi mer­kezi. Ahşap süs­le­me­leri, biti­şik nizam cum­balı evleri şirin mi şirin, nos­tal­jik mi nos­tal­jik... Bonibonlar gibi ren­ga­renk ve neşe­li­ler. Eskiden bura­daki konak­larda var­lıklı aile­ler otu­rur­muş ancak daha sonra yeni lük­sün beton olması ile bir­likte evler kader­le­rine terk edil­miş­ler. Yıllar sonra şeh­rin çok sevi­len viz­yo­ner Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in de çaba­la­rıyla harika bir res­to­ras­yon geçi­rip tek­rar şeh­rin loko­mo­tif semt­le­rin­den olmuş. Osmanlı sivil mima­ri­si­nin yaşa­yan en güzel örnek­le­rin­den; Bursa'daki Cumalıkızık’a kafa tutar.

En güzel konak­lar­dan birine kurul­muş Kurtuluş Müzesi ne girince, hak­kında pek çok şey din­le­di­ğim Kurtuluş Savaşı’nm tak­tik­le­rine ilk defa kulak kabart­tı­ğımı fark edi­yo­rum. Önümdeki diji­tal hari­tada bir­lik­ler dağı­tı­lı­yor, işgal­ci­ler hem askeri, hem siyasi anlamda karşı pozis­yon alı­yor, Türk bir­lik­leri tek­rar konum­lan­dı­rı­lı­yor... “İmkansız” denen zaferi ger­çek yapan has­sas mate­ma­tiğe şahit olu­yo­rum. Ufacık ama bu anlamda ger­çek bir bilgi boş­lu­ğunu dol­du­ran bir müze burası.
1850’de bir ker­van­sa­ray/han ola­rak inşa edi­len Atlıhan El Sanatları Çarşısı na iler­li­yo­ruz. Güzel bir res­to­ras­yon­dan geçip hedi­ye­lik eşya­lar satan bir çarşı ola­rak yeni­den açıl­mış. Zaten Eskişehirli bir­çok sanatçı ve zana­at­ka­rın atöl­yesi Odunpazarı’nda. Burada özel­likle çok sayıda lüle­taşı ve cam atöl­yesi var. Atölyelere girip usta­larla tanış­mak müm­kün. Odunpazarı’ndan aynl­ma­dan Çağdaş Cam Sanatları Müzesi ve şeh­rin en taze müze­le­rin­den Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'ni de görün.

“Acıktık mı?" Hem de nasıl... Eskişehir’in çiğ­bö­reği ve bala­ban kebabı meş­hur. Aslına bakar­sa­nız çiğ­bö­rek bir Tatar yemeği.

1783’ten baş­la­ya­rak Kırım’dan gelen Tatarlar kafi­le­ler halinde Osmanlı top­rak­la­rına, en çok da Eskişehir’e yer­leş­miş. Kültürler bir­bi­rine kay­naş­mış, çiğ­bö­rek Eskişehir'e mal olmuş. Rotamızı Kentpark’a çevi­ri­yo­ruz. Kentpark, Eskişehir’in top­lamı 800 bin met­re­ka­reyi bulan yeşil alan­la­rın­dan sadece biri. İçinde kafe­ler, Porsuk üze­rine kurul­muş bir plaj, manej, açık ve kapalı yüzme havuz­lan ve tok olsa­nız bile aklı­nızı çelen hain bir çiğ­bö­rekçi (Kırım Çibörekçisi) var. Pantolonunda artık geniş­leme payı kal­ma­yan­lar şeh­rin diğer tara­fın­daki Sazova Bilim Sanat ve Kültür Parkı nı ter­cih etsin. Bu devasa parkta yetiş­kin­le­rin için­deki Peter Pan’ları gıdık­la­yan ger­çek boyutlu bir Masal Şatosu ve kor­san gemisi, koca­man bir oyun parkı, akvar­yum ve uzay mer­kezi var. Anlayacağınız Eskişehirliler, Hyde Park’larıyla Londralılar ya da Vondel Parklarıyla Amsterdamlılar gibi şeh­rin göbe­ğinde doğa­nın key­fîni sürü­yor.

Traveland Turizm · TÜRSAB 10051Sorularınız için 7/24 yanı­nız­da­yız
7/24 bilet hattı0850 304 03 58
Benzer yayınlar ve hizmetler

Bunlar da ilginizi çekebilir